8 dk okuma

Multitasking Modern İş Dünyasının En Büyük İllüzyonu Olabilir Mi?

İş hayatımda sayısız üst düzey yöneticiyle çalıştım, sayısız toplantı masasında bulundum. Gördüğüm en büyük yanılgılardan biri, liderliğin bir tür "sihirbazlık" ya da jonglörlük (aynı anda birden fazla nesneyi havada tutma ...

İş hayatımda sayısız üst düzey yöneticiyle çalıştım, sayısız toplantı masasında bulundum. Gördüğüm en büyük yanılgılardan biri, liderliğin bir tür "sihirbazlık" ya da jonglörlük (aynı anda birden fazla nesneyi havada tutma sanatı) sanılması.

Hepimiz zaman zaman o tuzağa düşüyoruz. Kendimizi bir sahnede, elimizde beş, on, hatta bazen daha fazla topu aynı anda havada tutmaya çalışan bir jonglör gibi hissediyoruz. İçimizden sürekli "Her şeye yetişmeliyim, her topu ben tutmalıyım" diye geçiriyoruz.

Oysa gerçeği biraz geç de olsa, tecrübeyle anlıyoruz: Jonglörlük, multitasking (çoklu görev) değildir. Multitasking dediğimiz şey, bilimsel olarak verimsiz bir "yarım yamalak iş yapma" halidir.

Usta bir jonglörün sırrı, dışarıdan göründüğü gibi aynı anda 5 topa hükmetmek değildir; o milisaniyede sadece eline değen TEK BİR topla ilgilenir. Tüm odağı, avucunun içindeki o toptadır. Onu kavrar, hakkını verir ve doğru açıyla fırlatır. Sonra sıradaki tek topa odaklanır.

Tıpkı bir cerrahın ameliyat sırasında elindeki tek bir alete odaklanması gibi; gerçek liderlik de o anda eldeki tek bir görevin hakkını vermeyi gerektirir.

Eğer o an elinizdeki işe –bu toplantıya, bu rapora ya da karşınızdaki çalışana– tam olarak odaklanmıyorsanız, yaptığınız şey jonglörlük değil; panik halinde topları havaya fırlatmaktır. İşte C-Level liderlik tam olarak bu disiplini ister. Gerçek liderlik, eş zamanlı işlem yapma değil; seri ve ritmik bir şekilde odak değiştirme sanatıdır.

Peki ya diğer toplar?

Hayat sahnesinde havaya fırlattığımız topların hepsi aynı maddeden değildir. Bazıları LASTİK (iş, projeler); düşerse zıplar, telafi edilir. Ama bazıları KRİSTAL (sağlık, aile, itibar); düşerse kırılır.

Liderlik feraseti burada devreye girer. Jonglörlükte, özellikle o "lastik" olan bazı toplar transfer edilebilir. Eğer sistemdeki tüm topları siz çeviriyorsanız, siz lider değil, sistemin tıkanıklık noktasısınız (bottleneck). Hangi renkteki topları ekibinize devredebileceğinizi, hangilerini (kristal olanları) bizzat tutmanız gerektiğini iyi seçmelisiniz.

Ve elbette hatalar... Seth Godin’in dediği gibi; jonglörlük topu hiç düşürmemek değil, top düştüğünde ritmi bozmadan devam edebilmektir. Liderlik, hatasızlık değil; hata yaptıktan sonra toparlanma (resilience) becerisidir.

Sözü büyük usta Müşfik Kenter’in o eşsiz nasihatıyla bağlayalım: “Sahneye çıktığında işi öyle basit, öyle duru yap ki; izleyen herkes 'Bunu ben de yapabilirim' desin.”

Liderin görevi işi bir "uzay bilimi" gibi karmaşık göstermek değil; koltuğunu devralacak kişilere işi ne kadar 'yapılabilir' hissettirdiğidir. Ekibiniz size bakıp "Ben asla onun gibi olamam" diyorsa, orada bir liderlik başarısızlığı vardır.

Şimdi bu makalemi okuyanlara, üzerine düşünmeleri için üç soru bırakmak isterim:

  1. Şu an elinizdeki top hangisi ve aklınız havada bekleyenlerde olduğu için bu topu düşürme riskiniz nedir?
  2. Asla kırmayacağınız KRİSTAL TOPLARINIZI (sağlık, aile, itibar,güven) güvende tutmak için; şu an avucunuzdaki TEK BİR topa ne kadar hakkını veriyorsunuz?
  3. Odaklanma disiplininiz, multitasking illüzyonuna karşı en büyük güvenceniz mi?

 

 

Son Güncelleme:

Yorumlar (0)

Yorum Yapın

Ana Sayfa Geri Dön