8 dk okuma

Sessiz Aşınma: Duygusal Tükenmişlik ve Hayli Duyarsız Kişilik

Üst üste gelen sarsıcı haberlere artık tepki veremiyor, giderek hissizleştiğinizi mi düşünüyorsunuz? Bu bir umursamazlık değil; sinir sisteminizin aşırı strese karşı geliştirdiği mecburi bir kendini koruma modudur. Duygusal tükenmişliğin görünmeyen ...

En son ne zaman gerçekten sarsıcı bir habere sadece birkaç saniye bakıp ekranı kaydırdınız?

Elaine Aron yıllar önce Hayli Duyarlı Kişi kavramıyla literatüre girdiğinde; çevresindeki her fısıltıyı, gerginliği ve duyguyu sünger gibi çeken insanları anlatmıştı.

Bu coğrafyada yaşayan insanlara baktığımda ise karşıma bambaşka bir gerçek çıkıyor: Hayli Duyarsız Kişilik.

Kasıtlı bir kabalık, kibir ya da umursamazlık değil bahsettiğim. Aksine; gereğinden fazla hissetmekten, her sabah yeni bir kriz dalgasına uyanmaktan ve hiçbir şeyi değiştirememekten kaynaklanan kaskatı bir donma hali.

Bu topraklarda güne sadece kendi ajandanızla başlamak mümkün olmuyor. Sabah gözünüzü açtığınız andan geceye kadar ekonomik belirsizlikler, sokaktaki gergin hava, sınavlar, gelecek telaşı ve her gün yenisi eklenen sarsıcı haberler zihni aralıksız dövüyor. Bir insanın sinir sistemi, bu kadar ağır yüke kesintisiz dayanacak yapıda değil.

Bünye kendini korumak için sigortaları tek tek gevşetiyor.

Kötü bir haber gördüğümüzde başımızı çevirmemiz bundan. Şaşırma refleksi sıfırlandı; en akıl almaz durumlara bile "bekleniyordu zaten" deyip geçiyoruz. Kızamıyoruz bile, çünkü öfke sarf edilecek en pahalı enerjiye dönüştü. Her sarsıntıya hakkıyla kederlenmeye kalksak, yarın sabah yataktan kalkacak derman kalmayacağını zihin gayet iyi biliyor. Kalbimiz taşlaşmadı; sadece zihin tamamen kapanmasın diye sistem kendini koruma moduna aldı.

Sessiz aşınma gündelik hayatın tam ortasına yerleşti. On saat uyusanız bile geçmeyen o sisli zihin ağırlığı, basit isimleri hatırlarken çekilen zorluk bunun bir parçası. Birinin derdini dinlemenin ya da kendi yükünü anlatmanın devasa bir mesaiye dönüşmesi, hatta eski hesapsız kahkahaları ve telaşsız günleri aramaya bile mecal bulamamak hep aynı yorgunluğun sonucu.

Karamsar bir tablo çizmek değil derdim. Sadece hepimizin taşıdığı bu ağırlığa dürüst bir ad koyalım istiyorum. İçinizde tarifsiz bir keder taşırken yüzünüz donuk ve tepkisiz kalıyorsa, yalnız değilsiniz. Kalpsizleşmediniz; sadece çok uzun süredir çok sert dalgalara karşı duruyorsunuz.

Zihninizi bu aralıksız gürültüden ve yorgunluktan korumak için gün içinde kendinize nasıl alan açıyorsunuz?

Son Güncelleme:

Yorumlar (0)

Yorum Yapın

Ana Sayfa Geri Dön